Yaşam Dağına Tırnamış

2013-08-30 16:36:00

Bir tırmanıştır yaşamak ve yaşamı anlamak tıpkı tırmandıkça o dağa ansızın durup geriye baktığında daha net görmektir o geçmiş tablosunu ve işte adına yaşam denen hayat dağı ayaklarının altında ve belli zaman dönemleri de yürüdüğümüz patikaları ile  iyinin doğrunun ve güzelin yaşanması gereken bu uzun yolculukta o kadar çok kötü yanlış ve çirkinlikler çıkar ki karşımıza ne zordur kendinde var ettiğini sahiplenmek  ve kendin olarak yola devam etmek mümkün olduğunca en az hasarla...  H.ÇAYIR (Hç)-2013... Devamı

Savaş ve Barışa Dair

2013-08-30 16:33:00

Ya senin amacın neydi bu yaşam koşusunda ,ya  aradıkların ,ararken buldukların... Yaşamın bizlere sunduğu tüm varlık oyuncaklarına rağmen  her yalnız kalışında sen de yokluğun buzdan yakıcılığını ruhunun derinliklerinde hissettin mi  benim gibi.Benim gibi sen de küfrettin mi aramızda hiç var olmamış adalet terazisine ve hep zulmedenden yana vurulan adalet tokmağına lanetler yağdırdın mı...    Ölümsüz ama bu öldüresiye kin hangi asırdan kalma mirastır biz insanoğlunun arasında,bu savaşlar,yıkımlar, kıyımlar,tecavüzler,işkenceler...Ah insanlık ve kanunlarıyla kanunsuzlukları görmezden gelen devlet Ana neredesin? Ölü müsün diri misin?Hala ayrılıklara,aşklara,ihanetlere ağlayanlar var aramızda kör gözleri ile kendilerini gören daima benlik aynalarında.Oysa ki gerçek gözyaşları barışta sokakta,savaşta meydanda ölen öldürülen babasına, kardeşine, eşine ağlayan bir çocuğun gözlerinde yüreğinde kanıyor,coşuyor akıyor...    Ya senin düşlerin,gülüşlerin...Kimliksiz insan,toprağına ektiğin huzur tohumlarını ne zaman biçeceksin? Barışa uçan ak güvercinim neredesin? Hangi savaş ürkütüp kaçırdı seni bu vadilerden,hangi çığlıklar kanatlarından vurdu seni ses ver söyle bize yoksa hiç gelmeyecek misin?   Ya senin ellerin nerede çocuk,toprak kokan ellerin.Saçların savrulur rüzgarda bir dağın yamacında hayvanların başında çoban çocuk ,şehirdeki çocuğun selamını getirdim sana...Biz büyüyünce savaşmayalım çocuk,hayvanlar özgür ama beraber nasıl yaşıyorsa biz de beraber ve özgür kardeşçe yaşayalım çocuk ama sevgiyle tutuşsun yüreklerimiz.Gözlerimiz gelecek güzel günler için ışıldasın umutla.... Devamı

İletişim ve Kavramlar

2013-08-30 16:28:00

  İLETİŞİM kavramı pek çok kişi tarafından değişik şekillerde tanımlanmıştır. Hoben iletişimi “düşünce ve görüşlerin sözlü olarak karşılıklı alış-verişi”, Andersen “bizim başkalarını, başkalarının da bizi anlamalarına yarayan bir süreç”, Berelso ve Steiner “sözcüklerin, resimlerin, figürlerin, grafiklerin vb. sembollerin kullanılarak bilgi, duygu, düşünce ve becerilerin aktarılması süreci”, Miller “bir kaynağın, davranışlarını kasıtlı biçimde etkilemek üzere bir alıcıya mesajlar iletmesi” olarak tanımlamışlardır. Bu tanımlardan yola çıkarak iletişimi; “davranış değişikliği meydana getirmek üzere düşünce, bilgi, duygu, tutum ve becerilerin paylaşılması süreci” olarak tanımlayabiliriz (Ergin,1995). Bir iletişim sürecinde kaynak, mesaj, kanal, alıcı ve dönüt ögeleri bulunmaktadır. . Kaynak: Bir iletişim sürecinde hedeflediği kişi ya da grupta davranış değişikliği oluşturmak üzere iletişim sürecini başlatan kişidir. Eğitim sürecinde, öğrencilerde davranış değişikliği oluşturmak üzere bu görevi üstlenen kişi öğretmendir.     Mesaj: Kaynağın alıcıyla paylaşmak istediği düşünce, duygu ve davranışları temsil eden sembollerdir. Kaynak, sahip olduğu bir fikri ya da onunla ilgili davranışları alıcısı ile paylaşmak isterse öncelikle hareket, jest, mimik, söz, yazı gibi unsurlardan en az biri ile yapılmış bir mesaj haline getirmelidir. Eğitim sürecinde mesajı; ders kitabı, program içeriği ya da öğretmenin yaptığı konuşmalar oluşturmaktadır.     Kanal: İletişim sürecinde kaynağın amaçları doğrultusunda alıcıya gönderdiği mesajları taşıyan araç-gereç, yöntem ve tek... Devamı

Eğitim Nedir? Ne değildir?

2013-08-30 16:02:00

  Eğitim ;zihinsel ve ahlaksal yetilerin düzenli olarak geliştirilmesi sürecidir.Sadece kişinin kendisine bağlı bir süreç değildir.Eğitim bir toplum işidir.Eğitim,çalışma ve öğretim sonucu olarak kişide gelişen istenebilen (desirable) değişiklikler ya da ilerlemeler olarak da düşünülebilir.Eğitimi süreç olarak gören bir başka görüş ise eğitimi,kişinin içinde bulunduğu toplumda geçerli olan ve olumlu(pozitif) değer taşıyan yeteneklerini,tutumlarını ve diğer davranış şekillerini geliştirmesini sağlayan süreçlerin tümü olarak nitelendirir.   Eğitim alanında geçerli olan iki farklı görüş vardır:Birinci görüşe göre ”eğitim içten dışa doğru”,ikinci görüşe göre ”eğitim dıştan içe doğru”olmalıdır.Günümüzde birinci görüşü destekleyenler Ruh bilimciler,ikinci görüşü destekleyenler ise Toplum bilimcilerdir.     Eğitim,kişinin yaşama başarılı ve etkin uyumu için gereklidir ve bir etkileşimin sonucudur.Yakın geçmiş tarihte yeni bilimsel yaklaşımlara göre eğitim,yalnız ”var olanı çocuğa aktarma” şeklinde edilgen bir ”eylem değil”,çocuğun yaratıcı kuvvetlerinin de rolü olduğu ”etkin” bir süreç olduğu kabul görmüş bir gerçektir.Eğitimin amacı; bireyi daha iyi bir yaşama uyum için hazırlamakta toplanabilir.Yaşamın akışına ayak uyduran,onunla birlikte değişen ve her an yeniden oluşan dirik bir eğitim…   Eğitim bilimi ,eğitimin sorunlarını gözlem,deney ve araştırma sonuçlarıyla değerlendirme yoluna giden bilim dalıdır,eğitim süreklilik ve değişim içeren çok kapsamlı bir süreç olduğundan bu bilim daima gelişime ve değişime... Devamı

Farklılaştırılmış Öğretim

2013-08-30 15:59:00

  İnsan beyninin bize ne söylediğini araştırmalar ve deneyimlerle artık biliyoruz. Öğrenciler birbirlerinden farklıdır. Farklı şeyleri severler, farklı ihtiyaçlar duyarlar ve farklı şeyleri tercih ederler.   “Bir kalıp herkese uymaz”. Biz öğrencilerin birbirlerinden ağırlık, beden, şekil, göz ve saç rengi, geçmişleri ve deneyimleriyle farklı olduğunu biliyoruz. Bütün öğrencileri aynı kalıba sokamayız.  Öğrenciler birbirlerinden fiziksel yetenekler ve sosyal gelişim bakımından da farklıdır. Yıllardır bir “ders” planladık ve sıkıldıklarını bile bile bunu onlara öğretmeye çalıştık. Oysa, onlara göre bir ders planlayabilmek için öncelikli olarak şunları bilmemiz gerekiyor: önceden ne biliyorlar, ne yapabiliyorlar, ne seviyorlar, neye ihtiyaç duyuyorlar ve neyi tercih ediyorlar.   Öğrenenler, farklı kültürel geçmişlere, farklı deneyimlere, ilgilere, öğrenme stillerine ve çoklu zekanın öğelerine sahiptir. Aynı günde, aynı yolla ve aynı şeyi öğrenmezler.    Farklılaştırılmış öğretim, öğretmenlerin sınıflarındaki farklı öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarına cevap verebilecek planlamayı yapmalarına imkan tanıyan bir felsefedir (Gregory & Chapman, 2002). Bir araçlar bütünü değildir. Bir felsefedir ki, bir öğretmen, her öğrenenin ihtiyaçlarını karşılar.    Kaynak: http://hypermath.blogcu.com/ Devamı

Çağlar Boyunca Kadın

2013-08-30 15:55:00

Çağlar boyunca kadına değersiz bir eşya,neslin devamı için erkeğine ait biyolojik bir tarla,köle ve hizmetçi rolleri yüklendi.Kimi zaman bilimsel bir savı ya da doğruyu savunurken kadına ''cadı'' nitelemesi yakıştırılıp türlü işkenceler ve katliamlar yapıldı.Bunu da kilise emriyle yaptılar üstelik de... Oysaki kadın ne bir eşya ne bir köle ne tarla ne de bir cadı idi.O güzelin, güzelliğin ,huzurun ve aşkın büyülü bahçesiydi. Peygamberin dilinde erkeğine emanet edilmiş nazlı bir gelincik çiçeğiydi.Dosttu, kimi zaman bir kardeş kimi zaman anne/baba kimi zaman bir yoldaştı,dinlemediler kıymet bilmediler.   Sözcüklerin gücünü beyninden alıyordu kadın.İletişimi kuvvetliydi,ayrıntıları irdeler,haksızlığa direnir,sözünü esirgemezdi,bilmek isterdi öğrenmek ,okumak...Okutmadılar kızları davarların peşine verdiler dağlara taşlara. Tutmadılar ailede ergen olmadan daha el oğluna zorla gelin ettiler,çocuk gelinler...    Kadın kısmı okuyup da ne olacak diyen adam, evlenip de hanımını hastaneye götürdüğünde kadın hekim sorar oldu hani kız kısmı okuyup ne olacaktı ya ne oldu?... Sonra takdir edildi,sevildi.Öğretmen oldu,doktor,mühendis ,avukat...Erkeğin bulunduğu her sektörde boy göstermeye başladı üstelik de başarılıydı ,detaycı ve çalışkandı.Ademoğlu bu duruma şaşkındı.    Her şey olabilmek kadar bir anda hiçbir şey olabiliyordu erkeğin gözünde kadın.Düşüncede ve sözde seste ikna edilmeyen kadın dövülerek sövülerek tekmelenerek hakaret edilerek tecavüz edilerek ve nihayetinde öldürülerek ya da katledilerek sindirildi, susturuldu ,yenildi ,yok edildi.Ne diyeydi bunca kin ve öfke, bu zavallı duruş ,bu tükeniş ademoğlunda.    Yazı... Devamı